17 Mart 2009 Salı

CETURK Firat Universitesi Etkinligi

Bugüne kadar çok farklı konu ve teknoloji ile ilgili yaptığı ücretsiz etkinliklerle bilişim sektörünün gelişmesine katkıda bulunan CETURK etkinliklerine devam ediyor.

İstanbul'da IBM, Microsoft, Yıldız Teknik Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi ve özel bir çok kurumda ücretsiz etkinlikler düzenleyen CETURK, 2009 yılında "CETURK Anadolu Bilişim Turu" başlıklı organizasyonda ülkemizin 7 bölgesinde en az 1 kere bilişim etkinliği hedeflemektedir. CETURK Anadolu Bilişim Turu 3 Ocak 2009'da Ankara'da Çankaya Üniversitesi'nde yapılan Java Teknolojileri Etkinliği ile başladı. Elazığ'ta Fırat Üniversitesi Atatürk Kültür Merkazi'nde yapılacak olan "CETURK Yazılım Mimarisi Tasarımı Günü" etkinliği ile devam edecek. Etkinlik Konuşmacıları ve konuları şu şekildedir.

  • Cihat Altuntaş - Design Patterns,
  • Gökay Okutucu - Asp.Net MVC
  • Özcan Acar - Tasarım Prensipleri ve Spring MVC

Etkinliğe katılım her zamanki gibi ücretsiz olacak. Ayrıca her zaman olduğu gibi etkinliğe katılan kişilere çekiliş ile kitap hediye edilecek. Etkinliğe katılamayanlar için video kaydı yapılarak CETURK.TV 'de yayınlanacak.

Ayrintılı bilgi ve kayıt

7 Şubat 2009 Cumartesi

Facebook Kullanıcıları Dikkat

Sosyal paylaşım sitesi Facebook, kullanıcılarının kişisel bilgilerini uluslararası şirketlere satarak para kazanmaya hazırlanıyor.

Kullanıcı sayısı 150 milyonu geçen sosyal paylaşım sitesi Facebook, bu kitleyi paraya dönüştürmeye hazırlanıyor. İsveçli haftalık bilimsel gazete Metro Teknik'in bu haftaki sayısında konu derinlemesine ele alınırken, Facebook'un yakında kullanıcılarının bilgilerini uluslar arası büyük şirketlere pazarlayarak, bu potansiyeli paraya dönüştürmeyi düşündüğünü kaydetti.

Sunday Telegraph isimli gazeteye dayandırılan bir haberde; Facebook'un kurucularından Mark Zuckerberg ve kız kardeşi Randi'nin, kullanıcı bilgilerini satma projesini büyük şirketlere açtığı ve onlardan olumlu tepkiler aldığı ifade edildi. Pazarlanan projenin işleyişi ise şöyle olacak: Büyük şirketler Facebook'tan kendi ürünlerini tanıtmak için kitle grupları seçecek ve Facebook onlar için araştırmalar yapacak. Pazarlamanın daha hangi boyutlarda olacağı ve bilgilerin daha nasıl pazarlanacağı konusunda ise net bir bilgi verilmedi. Bu tür haberlerin duyulması ise Facebook kullanıcısı İsveçli bazı gençlerin tepkisine yol açtı.

Sürekli olarak yeni insanların siteye üye olması ve hafıza konusunda maliyet artarken, son günlerde Facebook'un büyük bir mali kriz içinde olduğu yazılan haberde, sadece 2008 yılında 30 milyon Dolar hafıza alanı satın alındığı bilgisine yer verildi. Bu alanın bile hızla tükendiği ve buna sebebin ise kullanıcılarca yüklenen fotoğraf ve videoların hacmi olduğu belirtildi. Ayrıca Facebook'un aylık 1 milyon Dolarlık elektrik faturasının olduğu yazılan haberde, Facebook'un bu maliyetleri kullanıcılar üzerinden karşılamayı düşündüğü belirtildi.

12 Ocak 2009 Pazartesi

Gelecegin meslekleri

Amerikan is kurumunun yaptigi 2010 yili izdüsümünde

En fazla gelismesi beklenen 30 meslek,


en yüksek gelir grubu (yilda 39,700 dolar ve üzeri) 2000-2010 (sayilar x1000 çalisan)
Meslek Gelişim Derece
2000 2010 Sayı %
Bilgisayar yazılım mühendisliği, uygulama yazılımı380760380100Lisans
Bilgisayar yazılım mühendisliği, sistem yazılımı31760128490Lisans
Ağ ve bilgisayar sistemleri yönetimi22941618782Lisans
Ağ sistemleri iletişim çözümleyiciliği1192119277Lisans
Veri tabanı yönetimi1061767066Lisans
Bilgisayar sistemleri çözümleyiciliği43168925860Lisans
Yardımcı Tıp Doktoru58893153Lisans
Bilgisayar ve bilgi sistemi yöneticiliği31346315048Lis.+YLis+deneyim
Bilgisayar ve bilişim araştırmacısı, bilim adamı28391140Doktora
Konuşma dil patalojistliği881223439Y. Lisans
Tıbbi hiyjen uzmanı1472015437Ön lisans
Özel eğitim ögretmenleri, anaokulu, kreş, ilkokul2343208637Lisans

Not: Pembe renkli satırlar Türkiye'de Bilgisayar Müh. bölümü okuyarak edinebileceğiniz mesleklerdir. Ağ yönetim ve çözümleyiciliği ile ilgili meslekler dışındaki meslekler de sadece Bilgisayar Mühendisliği bölümünde edinebileceğiniz eğitimlerdir. Türkiye'de de bilgisayar alanında en az benzeri bir gelişmeolacağı tahmin edilebilir.

Kaynak: Amerika iş kurumu, iş istatistikleri bürosu, �aylık iş raporu�, Kasım 2001 Department of Labor, Bureau of LaborStatistics http://www.bls.gov/

22 Ekim 2008 Çarşamba

Google'dan sarhoş mail hizmeti

Öfkeliysen mail gönderemezsin!
İnternet devi Google, geliştirdiği bir programla sonradan pişman olacağınız mailleri göndermenizi engelleyecek

CHIP'in haberine göre Google, Mail Googles ya da Türkçe karşılığıyla Posta Gözcüsü isimli yeni bir Gmail hizmetini, Google Labs altında kullanıma sundu. Hizmetin görevi, daha sonra pişman olacağınız e-postalar göndermenizi engellemek. Yani Google'ın e-mail servisini kullananlar, 'Mail Goggles' adlı yeni özellik sayesinde gece vakti, kızgın ya da duygusal baskı altındayken mail gönderme riskinden kurtulacak.

Mail Googles kontrolü nasıl yapıyor?

Belirlediğiniz zamanda bir e-posta göndermek isterseniz, Gmail sizi bazı matematik soruları ile test etmeye başlıyor. Soruların zorluk seviyesi ise, yine ayarlar yardımıyla belirlenebiliyor. Eğer sorulara gereken sürede cevap veremezseniz, Gmail de e-posta göndermenize izin vermiyor.

Sorulara ne kadar süre içinde cevap verileceğini seçmek de kullanıcının tercihinde. Belirlenen sürede sorulara doğru yanıt vermeniz, yeterince sağlam bir kafaya sahip olduğunuz ve sonuçlarıyla başedebileceğiniz şeklinde yorumlanıyor.

Nasıl çalışıyor?

Öncelikle Settings altından Labs kısmına girmeli ve hizmeti aktif hale getirmelisiniz. Daha sonra General kısmına geçtiğinizde, seçenekler arasında Mail Googles'ın da bulunduğunu göreceksiniz. Burada hangi günlerde ve hangi saat aralığında hizmetin çalışmasını istediğiniz belirleyebilirsiniz.

Küçük bir de uyarı: Mail Googles'ı aktif hale getirmek, daha doğrusu Labs seçeneğine ulaşmak için Gmail'i İngilizce'ye çevirmeniz gerekecek.

Goggles'ı geliştiren yazılım mühendisi Jon Perlow, kendi deneyimlerinden hareketle bu programı geliştirdiğini belirtti.

(Times gazetesinin notu: Google'ın bu yeni hizmetini sabah ofiste denemeye çalıştık ama hepimiz akşamdan kalma olduğumuz için sorulara cevap veremedik)

Lambadan internet yayılacak


Boston Üniversitesi bilim adamları, açık ortamda veri nakletmenin bir yolunu keşfetti.

Mühendislik Koleji araştırmacılarının üzerinde çalıştığı yeni teknoloji sayesinde, gelecekte lambalardan "internet yağacak."

Tüm kabloları ortadan kaldıran bu teknoloji sayesinde, cep telefonundan radyoya, her tür araç, açar açmaz bilgi vermeye başlayacak.

Geleceğin teknolojisinde, ev ve ofisler, düşük güçle çalışan LED lambalarla aydınlatılacak. Bu ışık kaynağı, aynı zamanda kablosuz olarak veri taşıyan, optik bir iletişim sistemi olarak kullanılacak. Çok küçük LED lambacıklarının insan gözünün algılamayacağı hızda titreşmesiyle, bu titreşimi yakalayan aygıtlara veri iletilebilecek. Her bir lamba, 1 ila 10 Mbps arasındaki hızlarda veri nakleden ağ giriş noktaları olarak kullanılacak.

Az enerji tüketecek

Aslında kızılötesi ışınlar yoluyla benzer bir biçimde veri nakledilebiliyor. Ancak bu eski yöntemde, bağlantı kurulacak aygıtların çok yakında olması gerekiyor. Yeni teknoloji ise, hem tüm bir odayı kapsama alanına alacak, hem de radyo dalgalarına göre çok daha az enerji tüketecek.

Bilgi her yerde

WI-FI teknolojisinden daha güvenli olduğu bildirilen yeni yöntem üzerinde çalışan ekibin başkanı Thomas Little, "Bilgisayarınızın, televizyonunuzun, MP3 çalarınızın, radyonuzun veya klimanızın, siz odanın ışığını açar açmaz sizinle iletişime geçtiğini düşünün. LED şebekesi, bir odadaki tüm kabloları ortadan kaldıracak" dedi.

6 Eylül 2008 Cumartesi

DON BROWN SERİSİ

İyi Okumalar

İHANET NOKTASI
NASA'ya bağlı bir uydu Kuzey Kutbu'nun derinliklerine gömülü nadir bulunan bir nesnenin varlığını belirler. Bir süredir bocalamakta olan NASA bunu bir zafer olarak niteler. Amerikan uzay politikasını ve yaklaşmakta olan başkanlık seçimini derinden etkileyecek bir zaferdir bu...
Başkan, Beyaz Saray Gizli Haber Alma Analisti Rachel Sexton'ı Milne Buzul Katmanı'na gönderir. Karizmatik bilim adamı Michael Tolland başkanlığında uzmanlardan oluşan bir ekiple Kuzey Kutbu'na giden Rachel, bir süre sonra akla gelmedik bir oyunu ortaya çıkarır. Tüm dünyayı amansız bir düşmanlığa sürükleyecek bir bilim sahtekârlığı söz konusudur.
Rachel, Başkan'la bağlantı kuramadan Michael ölümcül bir saldırıya uğrar. Gerçeğin ortaya çıkmasını istemeyen esrarengiz biri, katil-lerden oluşan bir ekiple herkesi ortadan kaldırmaktadır.
Issız ve ölümcül bir çevrede bir avuç insanın tüm umudu bu korkunç sahtekârlığın arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılmasıdır. Öğrenecekleri gerçek ihanetin doruk noktasıdır.

MELEKLER VE ŞEYTANLAR
"Dan Brown'ın yeni eseri hızlı temposuyla soluk kesiyor."
"Claney ve Cussler'in gerilim dolu romanlarıyla kolayca boy ölçüşebilecek güçte. Baştan sona okuyucuyu gerçek olduğuna inandıracak kadar heyecanlı bir maceraya sürüklüyor. Melekler ve Şeytanlar okuyucuların asla unutamayacakları bir roman."
[Book Browser Reviews]
"Muhteşem! Kahramanlar çok güçlü...Kurgu şaşırtıcı, baş döndürücü,hareketli ve surprizlerle dolu...
Vay canına!"
[New Hampshire Sunday News]
"Dan Brown bu kez Vatikam entrikaları ile yüksek teknoloji oyunlarını içeren, şoklar yaratan, okuyucuyu ip cambazı gibi tel üstünde tutan, Medicileri bile aratmayacak kadar sinsi karakterlerle dolu, temposu sesten hızlı bir eser yaratmış!"
[Publishers Weekly]
"Gerilim dolu bir kedi fare kovalamacası, ölüm kalım savaşı , aşk, din, bilim, cinayet, mistisizm, mimari ve aksiyon...
Melekler ve şeytanlar patlamaya hazır bir BOMBA!"
[Kirkus Reviews]
Çok eski gizli bir kardeslik örgütü,
Dünyayi yok edecek ölümcül yeni bir silah,
Akil almaz bir hedef...
Harvard Üniversitesi'nin dünyaca ünlü Simgebilim Profesörü Robert Langdon anlasilmaz bir yaziyi çözmek için Isviçre'deki bir arastirma merkezine çagrilir. Çözülmesi istenen yazi, öldürülen bir fizikçinin gögsüne daglanmistir. Bu korkunç cinayet, gerçekte sirlarla dolu olaylar zincirinin kapisini aralar. Öldürülen kurbanin gögsündeki yazinin anlami, yüzyillarca önce Katolik Kilisesi'nden intikam almaya yemin etmis gizli bir kardeslik cemiyeti olan Illuminati'nin sembolüdür.
Langdon güzel ve gizemli bir fizikçi olan Vittoria Vetra ile birlikte bu olayi arastirmaya baslar.
Ama çilgin bir kosusturma içinde pek çok mezari, gizli mahzeni ve katedrali arastirirlarken süreleri gitgide azalmaktadir.
Çünkü birileri akil almaz bir hedefi havaya uçurmak için saati çalistirmistir.
DİJİTAL KALE
Amerikan Ulusal Güvenlik Teşkilatı NSA'nın şifre çözücü süper bilgisayarı TRANSLTR'nin bile üstesinden gelemediği, çözülmesi imkânsız gibi görünen bir şifre...
ABD'den ve NSA'dan intikam almak isteyen bir dâhi…
Dünyanın dört bir yanında ve sanal ortamda yaşanan nefes kesici bir kovalamaca…
Cinayetler, casusluk oyunları ve müthiş bir macera!..

Ulusal Güvenlik Teşkilatı (NSA), ABD istihbarat ağının belkemiğini oluşturan bir kuruluştur. Yörüngedeki casus uyduları, dünyanın her tarafındaki dinleme istasyonları ve ajanları aracılığıyla elektronik iletişim ortamlarını izlerken ABD'nin düşmanı olan devletleri ve suç örgütlerini takip eden teşkilatın en büyük güvencesi TRNSLTR adlı şifre çözücü bilgisayardır. İletişimin artık e-posta ve internete dayandığı bir dünyada, mesajların şifrelerini hızla çözen, üç milyon işlemciye sahip ve koca bir binanın içine ancak sığan bu süper bilgisayar, en zor şifreleri bile dakikalar içinde çözerek Amerikan istihbaratına sürekli bilgi sağlamaktadır.
Ama bir gün, TRNSLTR'nin çözemediği bir şifreyle karşılaşılır. Eski bir NSA çalışanı olan bir bilgisayar dâhisi, NSA bütün dünya insanlarının iletişim mahremiyetini ihlal ettiği için TRNSLTR'nin varlığını açıklayıp kamuoyundan özür dilemediği takdirde bu şifreyi herkesin kullanımına açacağını söyler. Bu da, artık dünyadaki bütün mesajların "Dijital Kale" adlı bu algoritma ile şifrelenmesi ve NSA'nın kör olması anlamına gelir.
Bu sorunun üstesinden gelmesi için, zeki olduğu kadar çekici bir kadın olan, NSA'nın baş kriptografı (şifrecisi) Susan Fletcher çağrılır. Susan'ın, genç bir profesör olan sevgilisi, dilbilimci David Becker'ın da bu konu için ve tesadüfi gibi görünen bir şekilde İspanya'ya gönderilmesi, olayların karışmasına, NSA'nın içine bir gölge düşmesine ve içinde entrikaların ve cinayetlerin de olduğu, zamana karşı bir yarışın başlamasına yol açar...


Kitaplar için Linkimiz

http://rapidshare.com/files/86174909/DB.rar

Alıntıdır...

4 Eylül 2008 Perşembe

Orhan Pamuk ve Sırrı

Orhan Pamuk’un sırrı!


Romancı olacağına pazarlamacı olsaydı da “Nobel” alırdı. Yüksek kabiliyet, bulunmaz yetenek. Her şeyi pazarlıyor. Ve başarıyor. Pazarlamacıların kralı olurdu. Dünyanın en büyük şirketinin CEO’su yaparlardı, pazarlama nobelini de ona verirlerdi.

Çürümüş maydanoz.

Kokmuş köfte.

İçi geçmiş karpuz.

Küflenmiş ekmek.

Bunlara müşteri çıkmaz, kimse almaz. Orhan Pamuk’u “çürük maydanoz-kokmuş köfte-içi geçmiş karpuz-küflenmiş ekmek”leri pazarlama göreviyle görevlendirin cansız duyguları tetikler, ölmüş talepleri parlatır, bitmiş beğenileri canlandırır sadece Türkiye tüketicisine değil bütün dünyaya “çürük maydanoz-kokmuş köfte-içi geçmiş karpuz-küflenmiş ekmek” satardı.

Yemezlerdi.

Yiyemezlerdi.

Fakat satın alırlardı.

Bu çarpık, hastalıklı, özürlü durum ancak ve ancak Orhan Pamuk’un “pazarlamacılığı” sayesinde olur. Romanlarını alanlar, 30 sayfasını okuduktan sonra bırakıyorlar, fakat yine de almaya devam ediyorlar.

Esasen gerçeği çarpıtan bir kokmuş propaganda olan “Türkler tarihte 1 milyon Ermeni’yi kestiler, öldürdüler” iddiasını Orhan Pamuk, ortaya bilgi, belge koymadan, müthiş pazarlamacılığı sayesinde bütün dünyaya yedirdi ve Nobel’i de aldı.

Büyük businessman.

Müthiş iş adamı!

Şimdi yeni bir pazarlama uğraşına girdi, bir haftadır gazete manşetlerinden inmiyor, TV’lerde “bir kez seyrettik Orhanımız’a doyamadık, tekrarı yayınlansın” programlarında “İstanbul’un küçük burjuva semti Cihangir’de babası top atınca fakir kalmış güzel bir kıza baba parasıyla zengin olmuş bir ibiş erkeğin aşkını” tezgâha koydu, satıyor.

Arsız bir pazarlamacı oldu!

Müşterinin önünü kesiyor.

Kolundan çekiştiriyor.

Malı gözüne sokuyor.

Porno ağırlıklı olduğu anlaşılan yeni 500 sayfalık romanı için izin vermiyor ki “bu iyi bir edebiyat ürünü müdür, yoksa zengin erkek-fakir kız konularını milyon defa işlemiş Yeşilçam filmlerinin çok kötü bir edebiyat salçalı kopyası mıdır” okuyan karar versin.

Okuru aptal yapıyor.

Okuru embesil sayıyor.

Dün bir, bugün iki. Okur daha romanı okumadı. Yazar alıyor karşısına “Orhan Pamuk büyük romancıdır ezberine teşne” magazinci kadın gazetecileri, “son romanını kaç yılda yazdığını, daktilo ve bilgisayarla değil mürekkepli kalemle yazdığını âşık olduğu kızın küpesini, sütyenini, külotunu, büfe üzerinde duran biblo köpeğini çalarak biriktiren zengin adamın, kızın bekâretini nasıl bozduğunu, kapalı toplumlarda bekâretin, açık toplumlardaki bekâret anlayışından farklı olduğunu” uzun uzun anlatıyor.

Ve gazetelere manşet.

TV’lere söyleşi.

Ayıptır.

Romanına güveniyorsan biraz zaman ver, okur okusun. Sen sonra konuş. Gerçek bir edebiyat adamına yakışan bu tavrı göstermek yerine, satışı artırmak için “romanın kahramanı Cihangirli fakirlemiş kızın küpesini, kolyesini, reçel yapmak için kullandığı ayva rendesini, hela taşının sifon zincirini” topladığını, bunlardan bir müze kuracağını ve kitabı satın alanların bu müzeye ilk girişinin bedava olacağını anlatıyor.

10 yıldır küpe topluyormuş.

Fakat ortada müze yok.

SPK’nın harekete geçmesi gerekir. Orhan Pamuk’un kurulmamış bir müzenin giriş biletini kitabın içinde bir lotarya olarak sunması, halktan para toplama kanununa girer. Savcıların harekete geçmesi gerekir.

Sırrı: pazarlama!

Yüksek kabiliyet!

Bulunmaz yetenek!

Pazarlama kralı!

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=197138